| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

kadın, kadin, diyet, kadın sağlığı,astroloji, makyaj, evlilik, itiraf, güzellik, kadınlar, cinsellik, moda, magazin, ev dekor, aşk, evlilik, stil, kadın olmak, cilt bakımı , gebelik, erkekler, kadınlar, kadınlar i

Kadınların Dünyası , Evlilik Bakım Aşk , Şeftali Falan ...

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar

Get your own Chat Box! Sitene Chat Kodları !

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

7 "kadınlar" etiketi kullanan gönderi "kadınlar" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Aşk stres ve gerginliği yok ediyor

Aşk, beyinde güven, inanç, haz duyma ve ödüllendirme fonksiyonlarını etkinleştiriyor. Bu fonksiyonlar; oksitosin, vazopressin, dopamin ve serotonin isimli maddeler aracılığı ile gerçekleşiyor. Oksitosin hormonu, sevecenlik dönemlerinde salgılanıyor ve bu hormon arttıkça, aşk duyguları artıyor. Stres ve gerginlik dönemlerinde ise, vücuttaki oksitosin salgılanması azalıyor. Fonksiyonel MRI kullanılarak yapılan araştırmalarında, kişiye önce sevdiği kişinin, ardından da arkadaşlarının fotoğrafları gösteriliyor. Alınan tepkiler, romantik aşkın beyin kabuğunun altındaki bölümlerle ilişkilendirildiğini gösteriyor. Yoğun aşk duyguları yaşanırken, bu bölgelerdeki faaliyetler artıyor. Ayrıca aşkın, sağlık ve mutluluk gibi sonuçları da bulunuyor.

Topuklu ayakkabı seks gücünü artırıyor

Yapılan araştırmalara göre, yüksek topuklu ayakkabı giymenin güzel görünmek dışında önemli bir faydası daha var. İtalya’daki Verona Üniversitesi'nde gerçekleştirilen araştırmayla yüksek topuklu ayakkabıların kadınların seks gücünü artırdığı belirlendi. "European Urology" isimli dergide yayınlanan ve 50 yaşın altındaki 66 kadın üzerinde yapılan araştırma, yüksek topuklu ayakkabının "pelvik" kaslarını güçlendirdiğini, bunun da kadının cinsel yaşamının güçlenmesini sağladığını ortaya koydu. Verona Üniversitesi’nden Dr. Maria Angela Cerruto, "Kadınlar boylarını uzattığı ve ince görünmelerini sağladığı için topuklu ayakkabıları tercih ediyorlar. Bunların dışında topuklu ayakkabı seks gücünü de artırır" dedi. Yüksek ökçeli ayakkabı giyinmenin sağlığa zararlı olduğu yolundaki iddiaları reddeden uzman, çok yüksek olmadığı sürece topuklu ayakkabının kadının çekiciliğini ve seks gücünü artırdığını söyledi.

Cinsel çekiciliğin sırları


Neden hep çirkin erkeklerin yanında güzel kadınlar vardır? İlk görüşte aşk var mıdır? Sosyal sınıflar çekicilik anlayışını belirler mi? İngiliz psikolog Viren Swami ve Adrian Furnham “ Physical Attraction” (Fiziksel Çekicilik) adlı yeni kitabında bu soruların yanıtını veriyor. Dolgun hatlar daha mı çekici? Yuvarlak, dolgun hatlar erkekler tarafından daha çekici bulunur! Evet, yakın geçmişe kadar bu böyleydi. Psikolog Viren Swami´ye göre ise artık dolgun hatlarla sadece orta ve düşük Ekonomik sınıf mensupları ilgileniyor. Bir de yaşı ortayı çoktan Sosyo Ekonomik statü olarak AB+ olarak adlandırılan yüksek tabaka mensubu erkekler de zayıf kadınları tercih ediyor. Ya büyük göğüs? Göğüsler, kadın cinselliğinde her zaman ön planda oldu. Özellikle büyük göğüsler! Ancak bu tercih son 10 yılda giderek değişime uğradı ve şu noktaya geldi:

Erkekler büyük ve sarkık bir göğüsten çok küçük ama mümkün olduğunca simetrik göğüsleri tercih ediyor. Eskiden ideal boyut, bir erkeğin avuç içini doldurabilecek kadardı. Şimdi ise 75 B veya 80 B ideal boyut olarak adlandırılıyor. Neden daha uzun boy? Kadınlar da erkekler de partnerlerini uzun boylu olanlardan seçiyorlar.

En azından bunu bir kez olsun deniyorlar! Çünkü uzun boy; sağlık, gösteriş ve zarafetle eş anlamlı. Kadınlar uzun boylu erkekleri seçerken, doğacak çocuklarının genlerinin de benzer olmasını istiyor. Neslinin sağlıklı devam edebilmesi için bu gerekli. Aynı şekilde erkekler de uzun boylu kadınların daha dayanıklı, doğumlardan daha az hasarla kurtulabilen, sağlıklı genlere sahip olduklarını “hissediyorlar”. Her iki cins için de uzun boy toplumsal statüde bir avantaj sağlıyor. Örneğin uzun boylu bir erkeğin ailesini daha çok sahiplendiği, daha çok koruyucu, kollayıcı olduğu düşünülüyor.

Şişman biri çekici olabilir mi?

Physical Attraction kitabının yazarı psikolog Viren Swami, bu soruya eğer Peru, Meksika veya Tanzanya gibi ülkelerde yaşamıyorsa “Hayır” cevabını veriyor. Şişman birinin çekici bulunması her iki cins tarafından da çok zor. Çünkü obezite direkt olarak doğurganlığı engelleyen bir durum. Cinsel çekicilik= Cinsel ilişki= Çocuk olarak düşünüldüğünde, zaten şişman biri daha en başından şansını yitirmiş oluyor. Ancak sosyo Ekonomik olarak daha düşük seviyedeki toplumlarda şişmanlığa yüklenen anlam, iyi beslendiği ve doğurganlığının doruğunda olduğu yönünde. Cinsel çekicilikle yaş ters orantılı mı? Eskiden öyleydi. Bir kadının doğurganlık yaşının sona erdiği 40-45´lı yaşlarda yeni bir partner bulması çok daha zordu. Ama şimdi, yaştan daha çok kişinin bakımlı olması, kendine olan güveni ve yaydığı cinsel elektrik çok daha önemli. Bu durum eskiden erkekler için geçersiz kabul edilir. Erkelerin yaşlarının cinsel çekicilikte önemli olmadığı vurgulanırdı. Yapılan araştırmalar erkeklerin de en az kadınlar kadar kendilerine özen göstermelerini şart koşuyor.

Kel erkekler daha mı çekici?

Yazar psikolog Viren Swami´ye göre sadece bir mit. Kel erkeklerin testosteron hormonlarının daha çok çalıştığı yani daha çekici olduğu söylenir ama bu kesinlikle gerçek dışı. Testosteronun fazlasının kıllanmaya neden olduğu doğru ama kelliğe neden olduğu yönünde henüz kesinleşmiş bir araştırma sonucu yok. Swami´ye göre kel erkeleri daha çekici bulmak, tamamen kişisel bir tercih. Zaten bu da çok geçmişte kaldı. Yakında bütün erkekler saç ektirmek zorunda kalacak. Çünkü şimdi devir David Beckham, Johhny Deep devri. Yüze düşen kâküller, hatta serseri görünümlü uzun saçlar, aslında iyi ve sağlıklı genlere sahip olunduğunun en güçlü kanıtı.

Neden hep çirkin erkeklerin yanında güzel kadınlar var?

Psikolog Viren Swami´ye göre bunun bilinen bir nedeni yok. Sadece varsayımlara göre açıklamak gerekirse; güzel kadınlar, hayatları boyunca çok fazla şeye kafa yormuyorlar. Çoğunlukla iyi bir aileden geliyorlar. Sağlıklı beslendikleri ve bakımlı oldukları için güzel görünüyorlar. Belli bir yaşa geldiklerinde bir anda her şeyin başkaları tarafından yapıldığını fark ediyorlar. Sonra da kendilerine ilgi gösteren, her işine koşan, deli gibi âşık erkeklerin yanında kendilerini babası gibi rahat ve emniyette hissediyorlar.

30 günde ideal erkeği bulun

Haftasonlarını evde yanlız başınıza geçirmekten bıktınız, arkadaşlarınız sevgilileriyle gezerken siz oturup aşk filmleri izliyorsunuz... Biliyoruz hayat çok sıkıcı, peki renk katmak ister misiniz? Kendinize 30 gün ayırın ve bize kulak verin!
1. Gün: İlk olarak tanıdığınız bütün arkadaşlarınıza bir mail atın ve kendinize harika bir erkek aradığınızı, sizi akıllarının bir köşesinde bulundurmalarını söyleyin. Ne de olsa her an size uygun biriyle tanışabilirler…
2. Gün: Kaybedecek hiçbir şeyiniz olmadığını düşünün Ve şunu aklınızdan çıkarmayın; kolay bir kadın olmak sadece daha çok erkekle tanışmanızı sağlayacaktır. Doğru erkeği bulmak istiyorsanız, seçici davranmalısınız. Geleceğinizin olmadığını düşündüğünüz biriyle vakit kaybetmeyin! Örneğin; meslek sizin için çok önemliyse, işsiz biri ile gezip tozmanızın pek bir manası olmayacaktır.

3. Gün: Duruşunuzu değiştirin. Eğer bir erkekle tanışmak sizin için çok zorsa şunu uygulayın; kafanızı diğer tarafa çevirin ve göz ucuyla hoşlandığınız erkeğe bakın, hafifçe gülümseyin. Bu onun size yaklaşmakta bir sakınca olmadığını düşünmesini sağlayacaktır!

4. Gün: Erkeklerle en kolay tanışabileceğiniz yerler, barlardır. Fakat buraya yalnız gitmeyin, bu niyetinizi çok belli eder. Yanınıza bir iki arkadaşınızı alın ve bara oturun. Ortamı iyice tarayın ve hedefinizi bulduğunuzda ona kısa bir bakış atın. Bu onun dikkatini çekmenizi sağlayacaktır.

5. Gün: Artık vücut dili konusunda mastır yapmış sayılırsınız. Şimdi dışarı çıkın ve gördüğünüz bütün yakışıklılara kaçamak bakışlar atın.

6. Gün: Kick-boks dersine ya da bir fitness salonuna yazılın. Oraya derslerden birkaç dakika daha erken gidin. Böylece çekici bir erkeğin yanında yer kapabilir ve onunla dersler hakkında muhabbet edebilirsiniz.

7. Gün: Hani şu okulların eski mezunlarını bir araya getirmek için düzenledikleri pilav günleri var ya, bu günleri de es geçmeyin deriz…

8. Gün: Öğlen yemeklerini işyerinde yemek yerine (masanızda oturarak bir erkek bulamayacağınız kesin) kalabalık bir restorana gidin. Yakışıklı bir erkeğin yanına oturun ve onunla göz teması kurmaya çalışlın.

9. Gün: Kızların ve erkeklerin bir arada olduğu bir takıma (örneğin yüzme ya da trecknig kulübü gibi bir şey olabilir.) girin. Örneğin dans dersleri ideal bir seçim olurdu. Spor tif bir tip değilseniz, çevreye faydalı olmak adına Greenpeace'ce de katılabilirsiniz.

10. Gün: Facebook ya da Myspace gibi communitiy sitelerine katılın ve okuldayken tutkun olduğunuz erkekleri bulun. Onlara mesaj atın ve okuldan birilerini ararken tesadüfen onların profillerine rastladığınızı söyleyin. Laf lafı açacaktır!

11. Gün: Asansörde karşılaştığınız çekici erkeklerle ya da restorandaki garsonlarla ufak sohbetler edin. Böylece flört becerilerinizi geliştirebilirsiniz.

12. Gün: Şimdiye kadar ilk gün arkadaşlarına yazdığın maillere birkaç cevap gelmiş olmalı. Bu gün gelen cevapları değerlendirebilirsiniz.

13. Gün: Hani şu spor salonundaki yakışıklıyı hatırladın mı? Yanına git ve sanki çok eski bir arkadaşınmış gibi ona merhaba de… Erkekler samimi kızları severler.

14. Gün: Arkadaşınla parka git ve futbol sahasının kenarında oturun. Daha sonra oyuna katılmak için izin isteyin… Eğer bu sizin için çok zorsa, ileride köpeğini gezdiren yakışıklının yanına gidip, köpeğini sevmek için izin isteyebilirsin.

15. Gün: Çeçen gün katıldığın organizasyonu hatırladın mı? Toplantıya git ve oradaki yakışıklı erkeklerden birinin telefon numarasını öğren. Daha sonra bir sonraki toplantının ne zaman olduğunu sormak için onu arayabilirsin. Belki kibarlık olsun diye bir çay içmeye de davet edersin.

16. Gün: Hemen kalabalık bir mekana git. Haftasonunun da yardımıyla yeni birileriyle tanışmak için şansın yaver gidebilir!

17. Gün: Profil oluşturduğun siteye gir ve bak bakalım kimler sana cevap vermiş. Belki yarın akşam biriyle bir şeyler yapabilirsiniz.

18. Gün: Birkaç erkeğin köşede futboldan bahsettiklerini mi duydunuz? Eğer siz Galatasaylı ve onlar Fener Bahçeliyse bile, bunu muhabbete dahil olmak için kullanabilirsiniz Yanlarına yaklaşın ve “Hey,! Fener dün ne kadar iyi oynadı değil mi?” diyin.

19. Gün: Bir parti düzenleyin ve her davetlinin yanında tanımadığınız biriyle gelmesini isteyin. Böylece hayallerinizin erkeğiyle tanışma şansınız artar.

20. Gün: İşten eve dönerken, daha önce hiç uğramadığınız bir kafeye uğrayın ve yakışıklı biriyle sohbet edin. Bazen yeni olduğunuz yerlerde daha cesaretli olursunuz.

21. Gün: Geçen gün düzenlediğiniz partiye gelen yabancı konuklarınıza mail atın ve partinize katıldıkları için teşekkür edin. Bu onların aklında kalmanızı sağlayacaktır.

22. Gün: İşyerinizde yakışıklı iş arkadaşlarınızın da katılacağı bir happy hour düzenleyin. Emin olun kaynaşmak için iyi bir yoldur!

23. Gün: Marketteyken “yanlışlıkla” seksi bir erkeğe çarpın ve üzgün olduğunuzu söyleyin. Kim bilir belki iyi bir arkadaşlık doğar.

24. Gün: Artık bir ayın sonuna geliyoruz, o yüzden bütün cesaretinizi toplayın ve normalde oldukça zor görünen diğer ipuçlarını yapmaya çalışın.

25. Gün: Bir restoranda otururken karşı masadaki yakışıklı beyefendiye kızarmış patates gönderebilirsiniz mesela…

26. gün: Bir erkek mağazasına girin ve elinizde bir tişörtle karşıdaki yakışıklıya yaklaşın. Aslında oldukça masumsunuz, sadece erkek kardeşinizin doğum günü için doğru hediyeyi arıyorsunuz.

27. Gün: Artık erkeklerle iletişime geçme konusunda ustasınız, o zaman bir adım daha atın. Onun sizinle konuşmasını beklemeden yanına gidip konuşmaya başlayın.

28. Gün: Kartınızı seksi bir yabancıya verin ve sizi aramasını isteyin!

29. Gün: İşyerinizdeki yakışıklıyla bir iki laf edin ve birbirinize mail adreslerinizi verin.

30. Gün: Tebrikler, artık kendinize iyi bir erkek buldunuz! Eğer hala bulamadıysanız en iyisi romantik bir film alın ve patlamış mısır ve dondurmayla kendinize bir parti verin

Bebek gibi bir yüz için cilt bakımı

Bebek gibi bir yüz için
İşte size bebek gibi bir yüze sahip olmanın yolları. Evde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle hazırlayabileceğiniz bu karışımları deneyerek farkı görebilirsiniz.

Yüz için nemlendirici maske

Malzemeler: Yumurta sarısı + süt
Hazırlanışı: Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek temizleyin. Daha sonra sırasıyla, ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.
Ne işe yarıyor: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak.
Ne zaman kullanmalı: Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterli.

Siyah noktaların sonu geliyor

Malzemeler: Limon suyu + yoğurt
Hazırlanışı: Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.
Ne işe yarıyor: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.
Ne zaman kullanmalı: Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.

Sivilceler için karnıbahar

Malzemeler: Karnıbahar + Zeytinyağı
Hazırlanışı: Sekiz adet karnıbahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Karnıbahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır.
Ne zaman kullanılmalı: Haftada bir ya da iki kez.

Kırışıklara karşı maske

Malzemeler: Kaymak + Elma
Hazırlanışı: Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastikiyet kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli etken.
Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez.

Yağlı ciltler için

Malzemeler: Bal + süt + limon suyu
Hazırlanışı: Bir fincan içinde bir kaşık balı, bir kaşık limon suyunu ve kıvamın koyuluğunu bozmayacak miktarda sütü karıştırın. Karışımı yüzünüze ve boynunuza yayın ve hafifçe kuruyana kadar bekleyin. Maskeyi nemli bir sünger yardımıyla silerek temizleyin.
Ne işe yarıyor: Bal cildi yumuşatır ve limon suyunda bulunan aktif maddelerin daha iyi emilmesini sağlar. Bu maddeler de cildin yağ salgısını dengeler, fazla yağ salgısı sonucu oluşabilecek sivilceleri önler.
Ne zaman kullanılmalı: İhtiyaca göre 10 - 15 günde bir tekrarlayabilirsiniz.

klitoris nedir klitoris yapısı

klitoris : Klitoris kadın cinselliğinde orgazm oluşumunda merkezi öneme sahip bir yapıdır. Klitoris kelimesinin kökenini yunanca’da “küçük tepe” anlamına gelen kleitoris kelimesi oluşturur.

klitoris yapısı : Klitoris hemen mons pubis altında yer alan bir yapıdır. Bu yapı üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir ve hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur.
klitoris kızlık zarı am Klitoris dıştan görünen bir baş (glans), ve vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu olan gövde kısmından oluşur.

İç dudaklar parmaklarla hafifçe geriye ittirildiğinde klitorisin dıştan görünen kısmı daha bariz hale gelir.

Gövde kısmı dışarıdan görülmediğinden çoğu kişi klitorisi yalnızca düğme şeklinde basit bir yapı sanır. Ancak klitoris glans ve yanlara uzanan kollarıyla adeta bir “ters V” şeklinde bir yapıdır.

Klitorisin gövdesinde yer alan kollar içerisinde aynen penisteki gibi cinsel uyarılma esnasında içleri kanla dolarak sertleşen süngerimsi yapılar vardır.

* Klitoris embriyolojik olarak penisle aynı kökene sahiptir ve bu anlamda penisin kadındaki tam karşılığı olarak kabul edilebilir. Lakin klitorisin peniste olduğu gibi ejakulasyon (”boşalma”) ve idrar yapma ile ilgisi yoktur.

* Klitoris damar ve sinirlerden oldukça zengin bir yapıdır. Ortalama büyüklükte bir klitoriste yaklaşık 8000 sinir lifi bulunur. Bu lif yoğunluğu peniste bulunanın yaklaşık iki katıdır ve vücudun başka hiçbir bölgesinde bu kadar yoğun sinir lifi yoktur.

* Klitoris büyüklüğü kadından kadına çok önemli değişiklikler gösterebilir. Baş ve gövde toplam uzunluğu ortalama 3 santimetre olmakla beraber 7 santimetreye kadar varan uzunlukta olabilir. Klitorisin baş kısmının büyüklüğü de oldukça değişkendir ve 3-8 milimetre arasında olabilir. Klitoris büyüklüğü ile orgazmın nitelikleri arasında herhangi bir ilişki saptanabilmiş değildir.

* Klitorisin büyüklüğü kan testosteron (”erkeklik hormonu”) seviyeleriyle ilişkilidir. Östrojen seviyesiyle klitoris büyüklüğü arasında bir ilgi olmaması nedeniyle menopoz sonrası kan östrojen seviyeleri düştüğünde genital bölgenin diğer kısımlarında atrofi (gerileme) olurken bu yapının büyüklüğü değişmez. Gebelik döneminde klitoris mekanik ve damarsal değişikliklere bağlı olarak kalıcı bir büyüme gösterebilir.

* Klitoris uyarıldığında hem baş hem de gövde içi kan dolarak sertleşen bir yapıdır. Bu, erkekteki ereksiyonun (sertleşmenin) tam karşılığıdır. Tam uyarılmış bir klitorisin baş kısmı iki katı kadar büyüyebilir. Büyüyen baş kısmı dışarıdan daha bariz görülebilir hale gelir.

* Klitorisin bilinen en önemli işlevi kadının orgazm olmasını sağlamaktır. Gebe kalabilmeyle, idrar yapma işleviyle, adet kanamasıyla bilinen hiçbir ilgisi yoktur. Klitorisin tam olarak kanıtlanmamış diğer bir işlevi de cinsel ilişkide sertleştiğinde idrar deliğini kapatmak ve bakterilerin mesaneye girişini engellemektir. Muhtemelen kolların şişerek sertleşmesi de vajina kanalının nispeten gerilmesini sağlayarak penisin girmesini kolaylaştırır.

Ergenlik ve Cinsellik

Erotik düşünceler, cinsellikle ilgili bütün konulara derin bir il­gi, vücutla ilgili yoğun endişe­ler, davranışlar konusunda kafa karı­şıklığı (başkalarının davranışlarıyla karşılaştırma) ve anne-babanın uyarı­larıyla vücudun dürtüleri arasında köşeye sıkışmışlık duygusu: ergenlik çağında cinsellik çok heyecan verici olabileceği gibi, erişkinlerdeki gibi suçluluk, kaygı ve karmaşık sorunlar­la da dolu olabilir. Bununla birlikte, cinselliğin istenmeyen sonuçları olan cinsel enfeksiyonların ve gebeliğin ergen üzerindeki etkileri erişkinde-kinden çok daha hırpalayıcıdır.

Günümüzde gençler anne-babalarının gençlik dönemleriyle karşılaş­tırıldığında daha özgürmüş gibi gö­rünüyor, ama cinsel olarak kendileri­ni kanıtlamaya zorlayan çevre baskı­sı ergenliği daha da sersemletici bir deneyime dönüştürüyor. Günümüz­de ergenler arasında ilk cinsel dene­yim yaşı giderek düşüyor ve isten­meyen gebelik oranı artıyor. İngiltere’de ergenlerde gebelik oranı yak­laşık 100 000 iken, yakın zamanda yapılan bir araştırma erkeklerin %50’sinin, kadınların ise üçte ikisi­nin cinsel ilişkiye çok erken başladı­ğı inancında olduğunu gösteriyor.

Birçok ergen cinsel ilişki için he­nüz çok erken olduğunu düşünebi­lir; ancak kafaları mastürbasyon, âdet kanamaları, gece boşalmaları ve kendi cinsel yönelimlerine ilişkin sorunlarla meşguldür. Ergenin çev­resindeki erişkinler de bazen birbi­riyle çelişen tavsiyelerde bulunarak, ergenin kafasının daha da karışması­na neden olabiliyor. Türkiye’de er­genlik çağındaki gençlerin bütün bu konularda güvenilir kaynaklardan önyargısız ve açık yanıtlar elde etme olanakları son derece sınırlı olmakla birlikte, son yıllarda bu doğrultuda bazı adımlar atılmaya başlandı.

MASTÜRBASYON
Kendi kendini tatmin ya da mastür­basyon (kişinin haz almak ve orgaz­ma ulaşmak amacıyla kendi cinsel organlarını okşaması) ergenlik ça­ğındaki erkek çocuklarda doğal sayı­lıp, geniş kabul görüyor, ama ergen­lik çağındaki çok sayıda genç kız da mastürbasyon yapıyor ve erişkinlik çağında da buna devam ediyor. Er­genlerde mastürbasyon cinsel haz-ları ve boşalmayı kendi başına gü­venli bir yoldan keşfetmeye olanak veren yararlı bir yöntemdir ve sonra­ki cinsel aktivitelerde ön sevişme sı­rasında kişinin nelerden hoşlandığını anlamasına yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin orgazma ulaşabileceğini gös­termeye de yardım eder.

Erkekler elleriyle ya da bir yüzeye (örneğin yatağa) dayanarak penisin gövdesini ve başını ovuşturma yo­luyla mastürbasyon yapar. Kızlar art arda hafif hareketlerle klitorisi uyara-bilir ve vajina ile göğüslerini okşayabilirler. Mastürbasyonda “normal” kabul edilebilecek bir sıklık yoktur; bazı kişiler günde birkaç kez, bazıları ise haftada bir ya da daha seyrek mastürbasyon yapabilir. Ayrıca mas­türbasyon yapmak istememek de son derece normaldir.

Geçmişte mastürbasyonun doğal olmadığı, hatta zararlı olabileceği, insanın kör olmasına yol açabileceği düşünülürdü. Oysa günümüzde en güvenli seks olarak değerlendiriliyor ve birçok erişkinin yaşam boyu uy­guladıkları son derece normal bir davranış olarak kabul ediliyor.

EŞCİNSEL DUYGULAR
Ergenlik çağı genellikle duyguların çok yoğun yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde tutkulu arkadaşlıklar geliştirilir ve her iki cinsten hayran olunan kişilere karşı derin duygular beslenebilir. Ergenlerin çoğu kendi cinsinden bazı kişilere bağlanır ve eşcinsel mi (homoseksüel, aynı cin­se ilgi duyan), yoksa heteroseksüel mi (karşı cinse ilgi duyan) oldukları konusunda kafa karışıklığı yaşayabi­lir. Ergenler kendi cinslerinden kişi­lerle çeşitli cinsel deneyimler de ya­şayabilir. Bütün bunlar son derece normaldir ve kişinin kendi cinselliği­ni keşfetmesinin bir parçasıdır.

Eşcinsel duygular ve deneyimler yaşayan birçok kişi daha sonra hete-roseksüel ilişkilere girer. Diğer bazı­ları kendi cinslerinden kişilere karşı güçlü duyguları olduğunu hisseder ve bu tercihi yaşam boyu sürdürür. Bazı kişiler de, tek bir kişiyle kalıcı bir ilişki sürdürebilmelerine karşın, her iki cinse de ilgi duyabilir. Her iki cinsiyetten kişiyle ilişkisi olan kişiler kendilerini “biseksüel” olarak adlan­dırabilir.

Toplumların çoğunda aileye önem verilip heteroseksüel ilişkiler normal kabul edilirken, homoseksüel ilişkiler anormal, günah ya da sapkın­lık sayılır. Dolayısıyla heteroseksüel dünyaya uyum yapma baskısı çok kuvvetlidir. Oysa gerçekte insanların çoğu için cinsellik geniş bir yelpaze­dir; kişi karşı cinsle cinsel ilişkiyi ter­cih edebilir, ama bazı koşullarda aynı cinsten kişilere de ilgi duyabilir ya da bunun tam tersi yaşanabilir.

Eşcinsellerin çoğu çok küçük yaşlardan başlayarak kendilerinin “gay” olduklarını bildiklerini söylü­yor. Cinselliği konusunda kişinin ka­fası karışıksa, kendisine zaman tanı­yarak bu konuyu dikkatle irdelemesi gerekir. Bazı kişiler kendi cinsellikle­rini reddederek evlenmeye ve ço­cuk sahibi olmaya kadar gidiyor, ama bu çoğu zaman daha büyük bir mutsuzluğa neden oluyor. Gerçi eş­cinsel yaşam birçok soruna ve çatış­maya yol açabilir, ama bu konuda dürüst olmak daha iyi olabilir.

OYNAŞMA
Cinsellik konusuna merak duymak ve bazı şeyleri denemek normaldir. Gençlerin çoğu cinselliği dudaktan öpüşerek, dilleriyle öpüşerek, bazen de elbiselerinin üzerinden birbirleri­nin vücuduna dokunarak dener. Öte yandan, kişiler bazen elbiselerini çı­kararak da birbirlerinin vücudunu okşayabilir ve birbirlerine mastür­basyon yapabilir. Bunlar cinsel bir­leşme öncesindeki “ön sevişmeye” benzer ve sonunda cinsel birleş­meyle sonuçlanabilir.

Dolayısıyla, denemelerin hazzına varmak istiyorsanız başlangıçtan iti­baren her iki eşin nereye kadar git­meye hazır olduğunu belirlemekte yarar vardır. Ne kadar “kendinden geçerse geçsin” hiç kimsenin diğeri­ni oynaşma ya da öpüşmeyi bir adım ileri götürme konusunda zor­lamaya hakkı yoktur. Oynaşma cin­sel birleşmeye götürüyorsa, gebeli­ğin ve enfeksiyonların önlenmesi için prezervatif kullanma konusu ele alınmalıdır . Ayrıca oynaşma sırasında meninin vajinanın yakınına boşalma-ması gerektiği gözden kaçırılmama­lıdır; bu durumda cinsel birleşme ol­madan da gebe kalmak mümkün­dür. Dahası, eşlerden birinin cinsel organına dokunduktan sonra öteki­nin cinsel organlarına dokunan par­maklarla enfeksiyon bulaşabilir. En­feksiyonları önlemek için derideki ya da parmaklardaki kesikler su geçir­meyen plastikle kapatılmalıdır; er­kek ve kadın prezervatifi de kullanılabilir. Oral seksin güvenli olması için çeşitli tatlarda prezervatifler sa­tılmaktadır.

Oynaşmanın sınırları konusunda her iki eş de aynı görüşteyse, bu yöntem cinsel birleşmenin doğura­bileceği sorunlar olmaksızın cinsel­likten zevk almanın çok hoş ve ol­dukça güvenli bir yolu sayılabilir.

İLK CİNSEL BİRLEŞME
İlk cinsel birleşme, erişkinler dünya­sına adım atmada önemli bir geçiş töreni olarak görülür. Üzerinde doğ­ru dürüst düşünmeden hızla bu adı­mı atmak kolaydır. Yeni bir durum söz konusu olduğu için, deneyimli iki kişi arasında bile ilk cinsel ilişkide çoğu zaman birçok beceriksizlik ya­şanır. Her iki eş de deneyimsizse, durum daha da güç olabilir; eşlerin ikisi de çekingen, sinirli ve endişeli lacaktır.

Dolayısıyla, kişilerin za­man ayırarak önce birbirlerini tanı­maları ve birbirlerinin vücutlarına alışmalarında yarar vardır. Daha da önemlisi, prezervatif kullanılması konusu ve gebeliği önleyici yön­temler önceden ele alınmalıdır. Gençlerin %70-80′i ilk cinsel birleş­mede prezervatif kullandığını belirti­yor. Gençlerde doğurganlık yüksek olduğu için, kadının istenmeyen ge­beliği önleyici (kontraseptif) hap kullanması, erkeğin de enfeksiyon­ları önlemek için prezervatif kullan­ması akla uygun olabilir (aşağıya, Gebeliği önleyici yöntemler bölü­müne bakınız).

GEBELİK,GEBELİĞİ ÖNLEYİCİ YÖNTEMLER VE CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR
Cinsel ilişki gebeliğe, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara ya da her iki­sine birden yol açabilir. Bunların iki­sinin de olmaması için her iki eşin de eşit sorumluluk yüklenmesi, is­tenmeyen bir gebelik olursa bu so­runun üstesinden gelmede eşit rol almaları gerekir. Bu gibi konularda, medikososyal merkezlerine, AÇSAP merkezlerine, sağlık ocaklarına ve hastanelerin ilgili birimlerine (aile hekimi, jinekoloji, üroloji) başvurula­bilir. Telefonla danışmanlık hizmet­leri veren merkezler de vardır. Bu gibi merkezlerde çalışan doktorlar sır saklamakla yükümlüdür.

Gebeliği önleyici haplar (kontraseptif haplar) doktorun önerisiyle kullanılmalıdır. Gerektiği gibi uygu­lanırsa gebeliği önleyici etkisi güçlü­dür. Ama cinsel yolla bulaşan hasta­lıklara karşı önlem alabilmek için da­ima prezervatif de kullanılmalıdır. Prezervatifler HIV (AİDS), belsoğukluğu, klamidya ve trikomonyaz gibi enfeksiyonlara karşı iyi bir korunma sağlar, ama cinsel organlarla temastan önce takılmalıdır. Genital siğil ve herpese karşı da bir ölçüde koruma sağlar.

Genç kız gebeliği önleyici hap kullanmıyorsa ve prezervatifsiz cin­sel ilişki yaşanırsa ya da ilişki sırasın­da prezervatif yırtılır ya da penisten çıkarsa, gebelik riskini azaltmak için olayı izleyen 72 saat içinde acil kontraseptif kullanılabilir (buna “er­tesi sabah hapı” adı da veriliyor, ama ilişkiden sonra üç gün boyunca etkili olduğu için aslında bu doğru bir tanımlama değil). Bu yöntemde 12′şer saat arayla ikişerden dört hap alınır ve gebe kalma riski yüzde 2-3′e düşürülür. Türkiye’de de Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması merkezlerine ya da kadın doğum kliniklerine bu amaçla başvurulabilir; ayrıca, HIV bulaşma kuşkusu oldu­ğunda, 48 saat içinde bu birimlere yapılacak bir başvuru ile HIV virüsü­nü çok büyük olasılıkla yok eden bir tedavi protokolü uygulanabilir.